Yazı Detayı
14 Şubat 2019 - Perşembe 13:41
 
Depremler ve tespitler...
Hüseyin KURU
yorungegazetesi@gmail.com
 
 

Son zamanlarda -ilahi takdir- her yer sallanmaya başladı. Ülke olarak yaşadığımız bu coğrafyanın neredeyse 80'i deprem fay hatları ile kuşatılmış durumda... Konya ve Ergene havzaları ile Mardin bölgesi ve Karadeniz kıyıları deprem riski düşük, geriye kalan alanlar ise deprem riski taşıyan bölgelerdir.

Tabi ki bu riskler gruplandırılmalıdır. Risklerin başında da bölgesel zeminler gelmektedir.
Ancak bu riskler önce yapı kümelerinin inşa kalitesi ile de orantılıdır. 
Malumunuz bizim ülkemizdeki yapı kümelerinin genelde eski yapılardan oluşması nedeniyle zemin riskine yapısal zafiyetler de eklenince imkan dahilinde karşımıza çıkacak tablonun vahameti de ortaya çıkmaktadır.

***

Devam edelim, bir defa şu durumun çok iyi anlaşılması ve idrak edilmesi gerekiyor ki Türkiye bir depremler ülkesidir ve yaşayan nüfusun 92'si de deprem riski altında yaşamaktadır.
Bu konuda bilimsel bir veri her gün internetten yayınlanıyor. Günlük deprem hareketlerini takip eden bir merkez olan Kandilli rasathanesine ait www.koeri.boun.edu.tr web sitesinde de yayınlanan bilgilere göre ülkemizde her gün 50 ye yakın deprem olmaktadır. Bu bir iddia değildir, teyit edebilirsiniz.
Misal vermek gerekirse, ülkemizde 24 saat içinde, 02.02.2019 tarihinde 43 defa irili ufaklı deprem meydana gelmiştir ve bu depremler her gün yaşanmaktadır.
 

***

İşin vahameti ve ciddiyeti başımıza bir felaket geldiğinde mi anlaşılmalıdır?
Malum 17 Ağustos 1999 yılında Adapazarı' nda meydana gelen 7.4 büyüklüğündeki depremde -resmi olarak- 17.480 kişiyi kaybettik. 23.781 kişi de yaralandı ve 505 kişi de sakat kaldı.
Netice itibariyle yaşanan felaket manevi anlamda büyük bir yıkıma sebep oldu. Dram ve travmalar yaşandı.
Gene resmi rakamlara göre 285.211 yapı ise yerle bir oldu. 600 bin kişi de evsiz kaldı. İşin mali hasar boyutu da tahmini olarak 200 milyar dolardı.
Sonuçta aradan 20 yıl geçti ama unutulmadı. Millet olarak büyük yara aldık.
Uzmanlar ve bilim insanları son günlerde üst üste açıklama yaparak gene ciddi uyarılarda bulunuyorlar.
Hafıza-ı beşer nisyan ile maluldür.
Konunun ciddiyetine ve önemine binaen bize de yazmak kaldı. Devam edelim.
 

***

Geçtiğimiz günlerde deprem risk haritasının değiştiğini ilan eden bir haber yayınlandı. Bazı bölgelerde ve şehirlerde risklerin değiştiğinden bahsediyordu!
Buna göre fayın yeri değişmemiş ancak risk parametresi değişmiş!
Allah Allah, nasıl oluyor bu iş?
Sadece İstanbul'da 30 bin eski yapıdan bahsediliyor, neyin parametresi?
Son günlerce devletin üst ricali de bu konuda açıklamalar yaparak yapısal sistemin değişmesi gerektiğini söylüyor, haklıdırlar.
Biz de bu konuda bazı tesbitlerde bulunarak ilerleyelim;
 

• Öncelikle inşa edilecek proje alanlarının zemin etüdlerine göre imar planları yapılmalı ve uygulanmalıdır. Yani düşük kat baz alınmalı, riskler minimize edilmelidir. Burada şu bakış açısı bizleri doğruya götürmeyecektir; imar eksilince kazançlar ve rayiçler düşer, dolayısıyla vergilerde düşer yaklaşımı yanlıştır.!

• Zafiyet ve risk taşıyan tüm zeminlerde özellikle yüksek katlı imar uygulamasına asla izin verilmemelidir. Bu tür afaki yükseklikte ki yapılarda betonarme inşaat izni vermek felaket getirecektir!

• Özellikle sahillerde ve kıyı kenar çizgisinde bulunan imar alanlarında mutlak surette düşük kat uygulanmalıdır.

• Yapısal sistem diğer ülkelere bakılarak tekrar düzenlenmelidir. Neden? 
Deprem riski taşımayan ülkelerde bile betonarme sisteme kolay kolay izin verilmemektedir. Çünkü yapısal sistem olarak bu ülkelerde ahşap teknoloji tercih ediliyorsa, hatta zorunlu hale getiriliyorsa bunun tamamen toplum sağlığı ve kamu güvenliği adına olduğu görülmelidir..!

• Artık günümüzde devlet ricali de dahil olmak üzere konuşulan bizim de 15 yıldır dile getirdiğimiz yatay mimariye dönülmesi mutlaka uygulanmalıdır. Sonuçta kader tedbir ister. (yatay mimari 2 katlı demektir)

• Deprem risk alanlarında betonarme çılgınlığı önlenmelidir. Betonun depreme karşı en dayanıksız yapılar grubu olduğu gerçeğini bilim insanları açıklıyor. Bu nedenle plan ve projeler bu gerçeğe göre yapılmalıdır. 

• 20.yüzyılda sağlam ve uzun vadeli düşünüldüğü için tercih edilen hatta “ömrü sonsuzdur” diye anlatılan betonarmenin fiziki ömrünün, -karbonatlaşma ve korozyon sorunu yüzünden- max. 50-60 yıl olduğu artık bilimsel olarak kabul edilmiştir. 

• İstanbul'da 398 ev üzerinde yapılan ölçümde 260 Bekarel'e kadar değerler bulunmuştur. Bunların tümü betonarme evlerdir. Zemini beton olan iki adet ahşap evde; 10 Bekarel radon ölçülmüştür. Zemini de ahşap geleneksel Japon evlerinde yapılan ölçümlerde ise en çok 2,9 bekarel radon ölçülmektedir.

• Tünel kalıp tekniği ile betondan imal edilen apartmanlarda duvarlarda da mevcut çift kat hasır demirin arasından mecburen geçen 220 volt elektrik taşıyan teller yüzünden manyetik alan oluştuğunu, zihinsel ve fiziksel sağlığımızın bu yüzden risk aldığını biliyor muyuz?

• Ahşap yapılarda yaşayanların fizyolojik ve psikolojik açıdan kendilerini çok daha sağlıklı htiklerini.. ancak betonarme evlerde ikamete mecbur kaldıklarında rahatsızlandıklarını duymuşsunuzdur. 

• Romatizma, astım, böbrek hastalıkları ve dolaşım bozuklukları üzerinde, bizimle birlikte nefes alan ahşabın olumlu etkileri olduğunu, buna karşılık betonun; sürekli radon gazı yayarak bedenimiz üzerinde toksik etki yapmaktadır.

• İmar planları yapılırken adalar parça pinçik edilmemelidir. Nasıl ki kentsel dönüşüm planları yapılırken adalar birleştiriliyor ve bir bütünlük içinde plan/proje yapılıyor veya mecburiyet getiriliyorsa bu durum her zaman bütünün korunması adına önemlidir. Kentsel dönüşümde şu konu çok önemlidir; Kentsel dönüşüm binadan başlamaz, önce zeminden başladığı bilinmelidir.

İyi haftalar...

 
Etiketler: Depremler, ve, tespitler..., , ,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
05 Şubat 2019
Sektörde ahval ve şerait halleri
21 Ocak 2019
2019 yılından beklentiler...
14 Ocak 2019
Sektörel raporlar...
08 Ocak 2019
Gezi yorum...
04 Aralık 2018
İnşaat sektöründen notlar...
27 Kasım 2018
Neler oluyor...
20 Kasım 2018
İnşaat sektöründe 10 yeni düzenleme...
14 Kasım 2018
İstanbul’da bir aile ev sahibi olabilmek için kaç sene çalışıyor?
12 Kasım 2018
Yabancı pazarı...
06 Kasım 2018
Gündemdekiler
30 Ekim 2018
Basından notlar
23 Ekim 2018
9 aylık satış raporu
16 Ekim 2018
İstanbul nereye...
09 Ekim 2018
İstikrar için...
02 Ekim 2018
İstikrar, ekonomi ve inşaat...
25 Eylül 2018
İmar barışı...
18 Eylül 2018
Sektörde yaşanan gelişmeler
11 Eylül 2018
Gayrimenkul raporu...
09 Eylül 2018
Sektörden haberler...
28 Ağustos 2018
Fikr-i takip...
18 Ağustos 2018
İyi Bayramlar...
12 Ağustos 2018
Sektör notları...
08 Ağustos 2018
Beklentiler...
01 Ağustos 2018
Sektörde yaşanan son gelişmeler...
26 Temmuz 2018
Yeni dönem beklentisi...
20 Temmuz 2018
Gündem...
04 Temmuz 2018
Sektörel notlar...
29 Haziran 2018
Seçim sonrası beklentileri...
25 Haziran 2018
Parametreler ve yatırımlar...
11 Haziran 2018
İmar barışında son durum ve KDV istisnası...
29 Mayıs 2018
Sektörden haberler...
23 Mayıs 2018
Yeni imar yönetmeliği ve teşvik paketi...
19 Mayıs 2018
Sektör, Bahar paketi ile rahatladı
09 Mayıs 2018
Türkiye konut fiyatı artışında 7 yıldır dünya zirvesinde!
02 Mayıs 2018
Emsal kararlar ve imar affı konusu...
26 Nisan 2018
Notlar...
18 Nisan 2018
Sektör notları...
28 Mart 2018
Sektörel notlar...
18 Mart 2018
Saral İnşaat’tan büyük kampanya...
28 Aralık 2017
Yıl sonu raporu...
28 Aralık 2017
Emlak alırken prim yapma ihtimalleri
28 Aralık 2017
Yapısal sorunlarımız devam ediyor
05 Aralık 2017
Durum tespiti...
29 Kasım 2017
Konutlarda ki maliyetler fiyatlara daha yansımadı
22 Kasım 2017
Otoparklar konutun değerini artırır mı?
21 Kasım 2017
Türkiye’de ABD'deki gibi mortgage krizi neden yaşanmaz?
07 Kasım 2017
Piyasalar ve satın alma kriterleri...
31 Ekim 2017
Gündemdekiler...
25 Ekim 2017
Tespitler...
18 Ekim 2017
Silivri büyüyor...
10 Ekim 2017
Konutlarda izolasyon ve yalıtım
04 Ekim 2017
Yeni imar yönetmeliği ve arazi bankacılığı...
25 Eylül 2017
İnşaat sektörü nereye gidiyor? -2
25 Eylül 2017
İnşaat sektörü nereye gidiyor? -1
07 Eylül 2017
Bayram yazısı...
07 Eylül 2017
Basından seçmeler...
07 Eylül 2017
Emlak vergileri üzerine...
07 Eylül 2017
Konutta geri dönüşler
07 Eylül 2017
Bir mimar gözüyle...
07 Eylül 2017
Arz ve talep dengesizliği...
14 Temmuz 2017
Konut alırken dikkat edelim...
14 Temmuz 2017
İnşaat sektörü nereye gidiyor!
14 Temmuz 2017
Basından seçmeler...
14 Temmuz 2017
DENEMELER...
14 Temmuz 2017
Ramazan'a dair...
14 Temmuz 2017
Sektörden notlar...
14 Temmuz 2017
Satış ve Pazarlamalar -2
14 Temmuz 2017
Satış ve Pazarlamalar -1
14 Temmuz 2017
Sektör gelişmeleri değerlendiriyor...
21 Haziran 2017
Seçimin ardından...
19 Nisan 2015
Notlar..
27 Mart 2015
Seçimlere doğru...
14 Mart 2015
2014'ten kalanlar...
06 Mart 2015
2014 yılına bakış
30 Kasım -0001
Saral’dan neden daire alınır...
Haber Yazılımı