Yazı Detayı
16 Ekim 2018 - Salı 10:28
 
İstanbul nereye...
Hüseyin KURU
yorungegazetesi@gmail.com
 
 

Ülkede inşaat sektöründe faaliyet gösteren 335.000 müteahhit var. Bu sayının yarısı da İstanbul'da mesai veriyormuş, yani kuaför sayısı kadar ülkede müteahhit varmış..!
Bu bir tesbit midir, evet..!
 

***

İstanbul üzerine akademisyenlerin görüşlerini içeren ve geçtiğimiz günlerde Star gazetesinde yayınlanan bir yazıdan devam edelim.
“20. yüzyılın başlarında bir süre İstanbul'da yaşayan Macar Mimar KárolyKós, daha sonra İstanbul ile ilgili olarak yazdığı kitapta, “İstanbul bir şehir idi, herhangi bir şehir değil” der. Bu çok önemli bir tespit. Dünya üzerinde çok sayıda şehir vardır, ama bazıları farklıdır, onlar gerçekten şehirdir, herhangi bir şehir değil. 
Günümüzde nüfusu 15 milyonu aşan ve geçmişi son kaynaklarla 8.500 yıl öncesine uzanan bir şehirde yaşıyoruz; İstanbul'da. 
Peki, bu değerin farkında mıyız? 
Bu şehri yeterince sahipleniyor ve bu bilinçle mi yaşıyoruz? İstanbul'un tarihi ve doğal güzellikleri, mekânları ve zengin kültürü gibi olumlu durumlarının yanı sıra birçok sorunu da bulunuyor. Bu sorunlar arasında teknik boyut, mimari, şehir bilinci, felsefi arka plan, kavrayış, duyuş ve hissediş gibi etkenler yer alıyor. 
Bu yıl 11-12 Mayıs tarihleri arasında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından bu sorunların konuşulduğu ve çözüm önerilerinin bir rapor haline getirildiği bir çalıştay düzenlendi. Bu çalıştay'da birçok komisyon katılımcılarıyla bir araya gelerek İstanbul hakkında çeşitli konularda raporlar hazırladı. O komisyonlardan biri de “İstanbul'u Tasarlamak: 2023'ten 2053'e” idi. Komisyonun sonuç raporu ise şöyle:

- İstanbul tüm paydaşlarla birlikte, kent ve kamu yararı öncelenerek tasarlanmalıdır.

- İstanbul doğal ve ekolojik yapısı, ormanları, su havzaları, kıyıları ve biyolojik çeşitliliği korunarak geleceğe uzanmalıdır.

- İstanbul; Kocaeli, Sakarya, Yalova, Bursa ve Çanakkale'yi de içeren Marmara ve Trakya bölgesiyle birlikte bütüncül olarak planlanmalı, tarihi ve sektörel rolleri yeniden belirlenerek nüfusu kontrol altına alınmalıdır.

- İstanbul, teknolojinin günlük yaşama getireceği değişiklikleri dikkate alan ve esnek planlama stratejilerine imkân tanıyarak yarınlara ulaşmalıdır.

- İstanbul'un çok katmanlı somut ve somut olmayan değerleri kayıt altına alınmalı, şehri koruma stratejileri belirlenmeli ve söz konusu strateji gelecekteki gelişme planlarıyla ilişkilendirilmelidir.

- İstanbul; tarihi yarımada, Boğaziçi, Üsküdar, Galata, Eyüp ve Adalar'ın nüvesini oluşturduğu çerçevede ve sürdürülebilirlik ilkesi doğrultusunda korunmalıdır.

- İstanbul bölgesi ve çevresiyle birlikte bütüncül olarak planlanmalı ve duyarlı özgün tasarımlarla geleceğe taşınmalıdır.

- İstanbul'un kimliğini ve hafızasını oluşturan eğitim ve kültür gibi kamu kurumları özgün yer, yapı ve işlevleriyle geleceğe aktarılmalıdır.

- Kentsel dönüşüm, yenileme ve gelişme alanlarında sadece fiziksel yapının değil, sosyal yapının da mahalle kültürü dikkate alınarak sürdürülebilirliği sağlanmalıdır.

- Yaya dostu, herkes için erişilebilir ve toplu taşımanın öncelendiği bir İstanbul hedeflenmelidir.

- Şehrin geleceğini etkileyen çok büyük ölçekli eğitim, sağlık, spor ve ulaşım projelerinin tasarım ve uygulamaları tüm paydaşların katılımı sağlanarak ve kent hakkı gözetilerek hayata geçirilmelidir.

***

ŞEHRİ TASARLAMAK
İNSANLA BAŞLAR

Komisyon katılımcılarından biri olan Mimar Celaleddin Çelik İstanbul'u şöyle tanımlıyor: “Bu şehir çok katmanlı biraradalığın Osmanlı elinde son ve en olgun şeklini aldığı bir anlayışın ürünü, masalsı ve capcanlı bir şehir.” 
Çelik'e göre İstanbul ancak kıymetinin bilincine varan, birbirine karşı duyarlı, nazik, kibar insanların eliyle korunabilir. Bireyin aidiyeti küçük ölçekte aile, mesken, okul, meslek, muhitten büyük ölçekte şehir, ülke, dine doğru gidiyor. Şehir bu yelpazede medeniyetin ve beraber yaşama kültürünün somutlaştığı en önemli basamaklardan biri. İnsanın otomobili, evi kadar şehrini de sahiplenmesi, orada mutlu olabilmesi için en önemli başlangıç.
 

HASSASİYET VE İNCELİKLERİ GÖZETEN YAPILARA İHTİYAÇ VAR

Peki, İstanbul'un tarihi ve estetik dokusunu korumakla beraber nasıl dokunuşlara ihtiyacı var? Çelik bu konu hakkındaki düşüncelerini şöyle açıklıyor: 
“Koruma mitinin adeta sadece mevcut olanı donduran, bugünü ve geleceği reddeden nostaljik bir çağrışımı var. Hâlbuki bugün korumalıyız dediklerimizi bizden öncekiler rahatlıkla inşa etti. Onlar bazı hassasiyet ve incelikleri gözeterek inşa ettikleri için yaptıklarını kıymetli ve korumaya değer buluyoruz. Bugün de benzer nitelikleri duyan yapılar inşa etmeliyiz, edebiliriz, bizden sonrakiler de onları korumalı.” 
İnsana, geçmişe, tabiata ve şehre duyarlı, kendinin, başkasının veya geçmişin taklidi olmayan özgün yapılara ihtiyacımız olduğunu belirten Çelik, uluslararası taklitlerin şehirliyi kimliksizleştirdiğini, geçmişin taklitlerinin ise adeta ‘çağdışısın' mesajı verdiğini savunuyor.
 

BANLİYÖLER ÇÖZÜM OLABİLİR

Şehrin tasarlanması nüfus ve o nüfusu oluşturan bireylerden bağımsız düşünülemez. Nüfus baskısı şehirleri olumsuz yönde etkileyen en önemli unsurlardan biri. Çelik'e göre nüfusun kümelenme biçimi, şehirden çapraz hareketi, büyük şehirlerin desantralize olamaması gibi sorunlar planlamayı olumsuz etkiyi artırıyor. 
Mimar Çelik'in bu duruma getirdiği çözüm önerisi ise banliyöler. Kendi ekosistemini kurabilen, merkezden kaydırılmış ufak banliyöler dünyanın birçok kalabalık kentinde iyi neticeler veriyor. 
Bir şehri tasarlarken hafızasının korunması da gerekir. Tarihsel yapının muhafaza edilmesi de yine sağlıklı bir tasarımın sonucunda olur. 

Mimar Çelik, kent, birey ve mekân hafızasını ise şöyle yorumluyor: “Şehrin süsü insandır. Hiçbirimiz hafızasız yaşayamayız, şehrin bize sunduğu en kıymetli hediyelerden biri mekânsal hafıza. Şehri tasarlarken şehrin hafızasının bir parçasına müdahale edildiği, belki tahrip edilebileceği bilinci olduktan sonra tasarlamak ve inşa etmek belleği zedelemez. Ama bu hassasiyeti taşımayan bir tasarlama fikri, yıkıcı bir eylemden ibaret.”
İstanbul'un tasarımında önceki dönemlerde ihmal edilen bir gerçek de doğa unsuru. Çelik, tabiatla kurduğumuz problemli ilişkinin sonuçlarını büyük oranda bizden sonraki nesillere miras bıraktığımızı söylüyor. Yaya dostu ve tümüyle erişilebilir bir İstanbul'un ise mümkün görünmediğini belirten Çelik, otomobil şehir hayatının, televizyon evin merkezinde olduğu sürece romantik söylemlerin çok ötesine geçemeyeceğimizi söylüyor ve ekliyor: “Yaya dostu ve erişilebilir bir şehir, yaya için frene basan, ona yol veren sürücülerle başlar.”
 

DEVLET-TOPLUM İLETİŞİMİ

Dr. Genim, şehir tasarımları da dâhil hepsinin kamuoyu-devlet iletişiminde tartışılması gereken konular olduğunu söylüyor. Ancak toplumumuzda yönetimin yapmaya karar verdiği her işin yanlış ve çıkar için yapıldığını düşünen bir kesim bulunduğunu söyleyen Genim, işlerin içerikten ziyade şartlı bir mücadeleye dönüştüğünü söylüyor. 
Mimar Genim: “Akıl ve bilgiyi kullanıp yapılıp yapılmaması değil, ne şekilde ve nasıl yapılacağı üzerinde fikir üretilse şikâyet ettiğimiz pek çok şeyin olumlu bir şekilde çözülecek” diyerek şehir planlamasında devlet ile toplumun arasındaki iletişimin gerekliliğine dikkat çekiyor.

Ülkemizin hızlı nüfus artışı, köyden kente göçe hazırlıksız yakalandığı bir gerçek. Hızla şehirleşen nüfusun kendi bildiği gibi yerleşmesi görmezden gelindi. Mimar Dr. Sinan Genim'e göre bu durum beraberinde şehirde yaşayan insanların çok büyük bir çoğunluğunun hâlâ İstanbul'da yaşadıklarının farkında olmamaları gerçeğini getirdi. Bu da içinde yaşadığımız şehri benimsemediğimizi ve bu şehirle bir bağ kuramadığımızı gösteriyor.
 

***

1970'li yıllarda Dünya Bankasından bir heyet Türkiye'ye gelerek İstanbul Master planı üzerinde 2 yıl çalışıyor. Bu heyette görev alan tanıdığım bir büyüğüm bana şunları anlatmıştı; oluşturulan bu heyet 2 yılın sonunda bir rapor bırakarak gidiyor; “Şehir üzerine plan yapılmasına gerek yok, çünkü siz şehri yönetmiyorsunuz, şehir sizi zaten yönetiyor”.

İyi haftalar...

 
Etiketler: İstanbul, nereye...,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
21 Mayıs 2019
Basından seçmeler...
14 Mayıs 2019
Sonuçlar ve tespitler
07 Mayıs 2019
Gündemdekiler...
03 Mayıs 2019
İnşaat sektörü nereye gidiyor?
23 Nisan 2019
İlk çeyrek pazar analiz raporu...
16 Nisan 2019
Basından derlemeler...
15 Nisan 2019
Yapı maliyetleri...
25 Mart 2019
Sektör'de yaşanan gelişmeler...
22 Mart 2019
Bir sosyoloğun gözüyle...
14 Mart 2019
Sektörel gündem
06 Mart 2019
Yap-sat sektöründe yeni dönem...
04 Mart 2019
Raporlar, düşünceler...
27 Şubat 2019
Sektöre ait son veriler...
20 Şubat 2019
Piyasalara genel bakış...
14 Şubat 2019
Depremler ve tespitler...
05 Şubat 2019
Sektörde ahval ve şerait halleri
21 Ocak 2019
2019 yılından beklentiler...
14 Ocak 2019
Sektörel raporlar...
08 Ocak 2019
Gezi yorum...
04 Aralık 2018
İnşaat sektöründen notlar...
27 Kasım 2018
Neler oluyor...
20 Kasım 2018
İnşaat sektöründe 10 yeni düzenleme...
14 Kasım 2018
İstanbul’da bir aile ev sahibi olabilmek için kaç sene çalışıyor?
12 Kasım 2018
Yabancı pazarı...
06 Kasım 2018
Gündemdekiler
30 Ekim 2018
Basından notlar
23 Ekim 2018
9 aylık satış raporu
09 Ekim 2018
İstikrar için...
02 Ekim 2018
İstikrar, ekonomi ve inşaat...
25 Eylül 2018
İmar barışı...
18 Eylül 2018
Sektörde yaşanan gelişmeler
11 Eylül 2018
Gayrimenkul raporu...
09 Eylül 2018
Sektörden haberler...
28 Ağustos 2018
Fikr-i takip...
18 Ağustos 2018
İyi Bayramlar...
12 Ağustos 2018
Sektör notları...
08 Ağustos 2018
Beklentiler...
01 Ağustos 2018
Sektörde yaşanan son gelişmeler...
26 Temmuz 2018
Yeni dönem beklentisi...
20 Temmuz 2018
Gündem...
04 Temmuz 2018
Sektörel notlar...
29 Haziran 2018
Seçim sonrası beklentileri...
25 Haziran 2018
Parametreler ve yatırımlar...
11 Haziran 2018
İmar barışında son durum ve KDV istisnası...
29 Mayıs 2018
Sektörden haberler...
23 Mayıs 2018
Yeni imar yönetmeliği ve teşvik paketi...
19 Mayıs 2018
Sektör, Bahar paketi ile rahatladı
09 Mayıs 2018
Türkiye konut fiyatı artışında 7 yıldır dünya zirvesinde!
02 Mayıs 2018
Emsal kararlar ve imar affı konusu...
26 Nisan 2018
Notlar...
18 Nisan 2018
Sektör notları...
28 Mart 2018
Sektörel notlar...
18 Mart 2018
Saral İnşaat’tan büyük kampanya...
28 Aralık 2017
Yıl sonu raporu...
28 Aralık 2017
Emlak alırken prim yapma ihtimalleri
28 Aralık 2017
Yapısal sorunlarımız devam ediyor
05 Aralık 2017
Durum tespiti...
29 Kasım 2017
Konutlarda ki maliyetler fiyatlara daha yansımadı
22 Kasım 2017
Otoparklar konutun değerini artırır mı?
21 Kasım 2017
Türkiye’de ABD'deki gibi mortgage krizi neden yaşanmaz?
07 Kasım 2017
Piyasalar ve satın alma kriterleri...
31 Ekim 2017
Gündemdekiler...
25 Ekim 2017
Tespitler...
18 Ekim 2017
Silivri büyüyor...
10 Ekim 2017
Konutlarda izolasyon ve yalıtım
04 Ekim 2017
Yeni imar yönetmeliği ve arazi bankacılığı...
25 Eylül 2017
İnşaat sektörü nereye gidiyor? -2
25 Eylül 2017
İnşaat sektörü nereye gidiyor? -1
07 Eylül 2017
Bayram yazısı...
07 Eylül 2017
Basından seçmeler...
07 Eylül 2017
Emlak vergileri üzerine...
07 Eylül 2017
Konutta geri dönüşler
07 Eylül 2017
Bir mimar gözüyle...
07 Eylül 2017
Arz ve talep dengesizliği...
14 Temmuz 2017
Konut alırken dikkat edelim...
14 Temmuz 2017
İnşaat sektörü nereye gidiyor!
14 Temmuz 2017
Basından seçmeler...
14 Temmuz 2017
DENEMELER...
14 Temmuz 2017
Ramazan'a dair...
14 Temmuz 2017
Sektörden notlar...
14 Temmuz 2017
Satış ve Pazarlamalar -2
14 Temmuz 2017
Satış ve Pazarlamalar -1
14 Temmuz 2017
Sektör gelişmeleri değerlendiriyor...
21 Haziran 2017
Seçimin ardından...
19 Nisan 2015
Notlar..
27 Mart 2015
Seçimlere doğru...
14 Mart 2015
2014'ten kalanlar...
06 Mart 2015
2014 yılına bakış
30 Kasım -0001
Saral’dan neden daire alınır...
Haber Yazılımı